Geri git   Egitim,Sendika,Siyaset,AutoCAD,CATİA,OSYM,LGS,ÖSS,AOF,KPSS,657,657 Sayılı Devlet Memurları,Platformu > EĞİTİM 657 > Ders ,Ödev ,Tez ,Staj > Tarih > Genel Türk Tarihi
ANASAYFA Eğitim 657 Banlist Pilates 657 Uploads List Vista X64bit Bookmarks Makina/Mimari Favorilerine Ekle Cevaplarım Kayıt ol
! - Bu Konularımıza Baktınız mı ? - !
                                                           
Bu Bölümlerimizi İncelediniz mi ?:
Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03-28-2008, 00:34   #1 (permalink)
YÖNETİCİ

 
BraVeHeaRT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
BraVeHeaRT - İCQ üzeri Mesaj gönder BraVeHeaRT - AİM üzeri Mesaj gönder BraVeHeaRT - MSN üzeri Mesaj gönder BraVeHeaRT - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart Gök ve Türk Kültürü

Gök ve Türk Kültürü



Gök ve Göğü Yaratan "Yüce Tanrı"Gerçi Türkler göğe "Tengri" diyorlardı. Fakat göğü de yaratan kutsal ve yüce bir güç vardı ki, bunun da adı, yine Tengri, yani Tanrı idi. Göktürk yazıtları, gökle yerin ve insanlığın yaratılışını anlatırken, söze şöyle başlıyorlardı:
"Yukarıda mavi gök,
Aşağıda Yağız Yer yaratıldığında,
İkisi arasında İnsanoğlu yaratılmış;
İnsanoğlunun üzerine de,
Atalarım, Bumın-Kağan, İstemi-Kağan, (kağan olarak) "oturmuşlar!..."
Onların ağzından dinlediğimiz bu cümlelerden de anlaşılıyor ki "Kök Tengri", kendi kendine kutsal bir güç ve yaratıcı değildi. Onu da yaratan ve her şeyin üstünde olan bir güç vardı. Bunun için de göğe, bir renkle sıfatlandırma yolu ile, "Kök Tengri" diyorlardı. Herhalde, yalnızca Tengri sözü, bunların çok üstünde, yaratıcı ve kutsal bir güçle ilgili idi. Bu sebeple tarihçi Süryani Mikâil, Anadolu Selçuklularının İslâmiyetten önceki tek Tanrılarından söz açarken, "Türklerin bu yüce Tanrıya Kan Tengri, yani Han Tanrı, en Yüce Tanrı dediklerini" yazıyordu. Bu deyim "Kang Tengri" şeklinde de söylenebilirdi. Çünkü eski Türkçede "Kang" sözü, baba ve en ulu ata için kullanılan bir deyimdi.
Türk Kağanları, "Tanrının elçisi" idiler:
Büyük Hun devleti Çağında "Tengri" sözü, yalnız başına, Çinlilerin en kutsal gücünü ifade eden "Tien" deyimini karşılıyordu. Çin imparatoru da, "Göğün ve Tanrının oğlu" idi. Bunun gibi, Büyük Hun İmparatorluğunun meşhur Hükümdarı Maotun (Mete)'nin unvanı da, "Tengri'nin oğlu" idi. Bu deyimler, Çin'de de zamnala değişikliklere uğramıştı. Çin imparatorları Göktürk kağanlarına yazdıkları mektuplarında onlara artık "Kutsal Kağan" demeğe başlamışlardı. Bu yolla, meselâ meşhur Göktürk Kağan'ı İşbara (saha-po-lüeh) Kağan'ın unvanına bir Tanrı sıfatı da, eklenmiş oluyordu. Biz burada bu konuların derinliklerine inecek değliz. Ancak bunları söylemekten maksadımız, "Türklerin yerin ve göğün üstünde olan, tek ve güçlü bir Tanrıya inandıklarını" göstermek içindir.
Türkler başlangıçta Tanrı sözünü, yalnızca yaratan tek Tanrı için kullanırlardı. Sonradan anlamını genişletmiş ve her türlü kutsal ve büyük şeyler için söylemeğe başlamışlardı.
Bu konuda Kaşgarlı Mahmud şöyle diyordu:
"Kâfirler göğe Tengri derlerdi. Yine bu adamlar, büyük bir dağ, büyük bir ağaç v.s. gibi, gözlerine büyük görünen şeylere de, hep Tengri adını verirlerdi. Bu yüzden de bu gibi şeylere tapınır ve secde ederlerdi. Yine bu kimseler, bilgin insanlar da Tengrigen adını verirlerdi".
Bu kitabın birçok yerlerinde sık sık söylediğimiz gibi Türklerde, sağlam prensiplere dayanan bir "devlet dini" vardı. Büyük devletler yaşadıkça bu değişmez prensipler her şeye hâkim oluyor ve devlet dağılınca da, halk yine kendi bildiğine devam ediyordu. Gerçi halkla devlet dininin esasları birdi. Fakat, her bölgeye ve zamana göre, esas prensiplerde bazı farklar beliriyordu. Uygurların Mani ve Buda dinlerini kabul etmeleri ile, durum büsbütün değişti. Bu dinlerin birçok tanrıları varıd. Bu sebeple her kutsal şeye Tanrı denmeğe başlandı. Hatta öyle bir hale geldi ki, hürmet edilen bir yengeye bile, saygı ifadesi olarak, "Tengrim" sözü kullanıldı. Bunları söylemekten maksadımız, bizi burada ilgilendiren tek şeyin, her türlü dış tesirden uzak, esas Türk düşüncesini bulup ortaya çıkarmak olduğunu belirtmektir.
"Eski Türklerin yüce ve tek Tanrısı, İslâmiyetteki 'Allah' gibi mücerret ve şekilsiz bir güçtü":
Hatta Altay Şamanizminde bile, göğün katlarının resmi yapıldığı halde, Tanrının şekli çizelemiyordu. Düşünmeliyiz ki Şamanizm, Türk dininin en dejenere olmuş bir tipidir.
"Türkler göğün yaratılışı hakkında, İslâmiyetten önce ve sonra, pek ayrı düşünmemişlerdi":
Eski Bektaşî şairlerinden Âşık Hasan'ın aşağıdaki şiiri, İslâmiyetin ana düşüncelerine ne kadar uygun ise, eski Türk düşünce düzenine de o kadar uygundur:
"Yerlerin göklerin binasın düzen,
Ak üstünde kara yazılar yazan,
Engûr şerbetini Kırklara ezen,
Hünkâr Hacı Bektaş Alî kendidir!"

Başka bir Türk şairi Azmî Baba da aynı fikri, daha başka türlü anlatıyordu:
"Yeri göğü, insü cinni yarattın,
Sen ey mimarbaşı, eyvancı mısın?
Ayı, günü, çarhı, burcu varettin,
Ey mekân sahibi!... Rahşaneı mısın?
Göktürk yazıtlarında da Tanrı güç verir, Tanrı kut, yani şans ve devlet verir, yanılanları yok eder ama; bütün bunları yapan Tanrının nasıl ve kim olduğundan da söz açılmazdı.
Tanrı'nın şekli yoktu:
"Tanrı kendine benzerdi": Göktürk yazıtlarında "Tengri-teg Tengri" diye bir deyim geçer. Bu deyim, şimdiye kadar "Göğe benzer gök" diye tercüme edilmiş ve böylece açıklanmıştır. Buradaki Tanrının gök olabilmesi için ona Kök Tengri denmesi gerekirdi. Bu sebeple biz bu deyimi, şimdiye kadar hep, "Tanrıya benzer Tanrı" diye açıkladık. Bu, bir nevi, İslâmiyetteki "Vâci. Ül-Vücud" nazariye ve tefsirinin karşılığı idi.
Allah'ın şeklini ve biçimini bilen yoktur ve bilemeyiz. "Onun vücudu bilinmeyen kendi bünyesine göre, nasıl icâb ediyorsa ve nasıl väcib ise, öyledir". Yukarıdaki eski türkçe cümle de, Tanrının şeklini soranlara böyle bir cevap veriyordu. Yahut da Tanrı, "Göğün maviliği ve sonsuzluğu" gibidir. Bu durumda da şahıs ve şekil bahis konusu değildi ve İslâmiyetin Allah'ından başka bir şeye benzetilmezdi. Dede Korkut Kitabında, Deli Dumru'un Tanrı için söylediği sözler de, bir nevi Göktürk yazıtlarının bir devamı gibidir. Konumuzu Deli Dumrul'un sözleri ile bitirelim:
"Yücelerden yücesin!
Kimse bilmez nicesin!
Görklü Tanrı!"
Tanrı, "Yokluk" demek değildi:
"Zaman ne mekân" prensipleri üzerinde ayrı bölümlerimizde durmuştuk. Yunus Emre derin bir Mutassavvıftır. Onun fikirlerinde, eski Türk halk inançlarını bulmak biraz zordur. Aşağıdaki şiirinde, yer ve göğün yaratılışını, yine Türk halk deyimleri; fakat "Vahdeti vücûd" nazariyesinin fikri içinde anlatır:
"Yere göğe bünyad uran,
Irılmadan kayyım duram,
Denizlere göl çağıran,
Adım Yunus, umman benim!"
Mustasavvıflara göre yer gök yaratılmadan önce "adem", yani "Yokluk" vardı. İnsan ruhu, yokluktan geçerek bugünkü hale geldi. Altay mitolojisinde, yaratılıştan önce, uçsuz bucaksız bir "Okyanus" vardı. İran mitolojisinde ise, bir esir (Aether) her tarafı kaplıyordu. Altay ve İran mitolojisinde dünya yokluktan "Ex-nihilo" varolmamıştı. Bununla beraber tasavvuftaki "ademiyet" de büsbütün yokluk demek değildi. İşte yine Azmî Baba'nın bir şiiri:
"Bu âlemi ekvan yaratılmadan,
Evvel yokken, vara uğradım geldim!
Onsekiz bin âlem, dünya boğiken,
Kâmildeki nura uğradım geldim!"
Bütün bunlar da bize gösteriyor ki, ister Şamanizm'de, isterse İslâmiyet veya tasavvufta olsun, insanlığın birleştiği bazı müşterek düşünceler vardır.
Türklerin, gökle beraber insanlığa da önem vermeleri:
Şamanist Altay Türklerinin "Yaratılış destanları"nı ayrı bir bölümümüzde inceleyeceğiz. Bu destanlara, birçok dış tesirler sızmıştı. Aynı zamanda, eski Türk düşüncesi de, bu destanlarda oldukça dejenere edilmişti. Bu bölümümüzde bizi ilgliendiren konular, daha çok büyük devletler kurmuş ve yüksek bir içtimai seviyeye erişmiş Türklerle ilgili meselelerdir.
Türk mitolojisi gökle yere büyük bir önem vermişti. Bunların yanında üçüncü olarak, çok önemli bir eleman da vardı ki, o da insanlık (Hümanitas) idi. Eski Türkler, bu üçüncü ve en önemli unsura, "Kişi oğlu" diyorlardı. Türklere göre insanlık, İran ve Hint mitolojisinde olduğu gibi Tanrının tecrübe ve hatta eğlenmek için yarattığı canlılar değildi. İnsanlar, Önasya mitolojilerinde olduğu gibi, cennetten kovulmuş ve cezalandırılmış günahkârlar da değillerdi. Eski Türklerde, Mani dininde veya Altay yaratılış destanlarında olduğu gibi, zayıf, korkak, âciz ve iradeleri ellerinden alınmış insanlar da yoktu. Türklerde, ve Yunan mitolojisinde olduğu gibi "Kadın, erkek", "Okeanus" ve "Tethys" gibi Tanrılar, ne de Hint, İran ve Yunanistan'daki gibi ateş, su, toprak ve hava gibi unsurlar görülürdü.
Göktürk yazıtları, her türlü mistisizmden uzak, gerçekçi büyük bir devlet mitolojisini, bütün açıklığı ile bize veriyorlardı:
Elbette ki bu çağda da, böyle Türk destanlarını anlatan ozanlar ile türlü kutsal şeylerden söz açıp törenler yapan, fal açan, hasta iyileştirmek isteyen Şamanlar da vardı. Fakat bunların devlet düzenindeki tesirler azdı. Devlet içinde "Baş Rahip" (Pontifex maximum), kağan ve hükümdardı. Tanrıya karşı mes'ul olan, o idi.
Büyük Hun devletinden beri din törenlerinde hükümdarların başkanlık etmesinin nedenini bunlar da aramak lâzımdır. Yavuz Sultan Selim'i Halife olmağa zorlayan sebepler, Ortaasya Türk devletlerinde çoktan denenmiş ve gereği yerine getirilmişti. "Devlet içinde tek otorite prensibi", Türk ictiami teşkilâtının temel düzenini teşkil ederdi.
"Türk Kağanlığı", yer ve gökle beraber yaratılmıştı:
Türkler, Güney ve Önasya mitolojilerinde olduğu gibi ateş, su, toprak v.s. gibi cansız şeylere değil; gök, yer gibi büyük varlıklarla, insanlığa önem vermişlerdi. Bu duruma göre Türk mitolojisinin "Dört elemanı" şöyle sıralanabilirdi:
1. "Gök",
2. "Yer"
3. "İnsanlık" (Kişi oğlu),
4. "Devlet": Türk Kağanı.
Tanrının yarattığı ve izin verdiği başlıca dört şey, bunlar idi. Genel olarak büyük devletler kuruldukça, mitolojilerde değişikliklere uğruyor ve bu yeni devlet düzenine uyuyorlardı. Büyük İskender ile Yunanistan; Serhas (Xerxes)'le de İran miitolojileri, bu hükümdarların devlet düzenlerine uyma zorunda kalmışlardı. Elbette ki Türk devleti düzeni ile mitolojisine dışarıdan hiçbir tesir girmemiştir, denemezdi. Ama az sonra da göstereceğimiz gibi, Ortaasya'lılarla Doğu Cermenlerin gök dini ile sosyal düzenleri, atlı göçebelerin yaşama ortamlarına göre doğmuş ve gelişmiş bir sistemdi. Türklerden söz açılırken, hatırdan bir an bile çıkarılmaması gereken önemli nokta işte şudur.
"Tanrı, yer ve gökle beraber insanlık ile Türk Hakanını da yaratmıştı". Buna benzer düşüncelere, Güney Sibirya'da türk halklarının, mitolojilerinde de rastlıyoruz. Meselâ Ak-Han adlı bir Han, yanındaki adamına şöyle diyordu:
"- Gökler yer yaratıldığında ben de vardım".
Gerçi Ak-Han bu sözü, hükümdarlığının ve devletinin eksikliğini göstermek için söylemişti. Fakat ne de olsa bu da, eski bir zihniyetin bize kadar gelen bir yankısı idi. Manas destanında, Alman-Bet bölümüne geçilirken de şöyle deniyordu:
"Yer, yer olduğunda; su, su olduğunda;
"Altı atanın oğulları kâfirler; üç atanın oğulları müslümanlar da vardı..."
Bu da bir masal tekerlemesidir. Fakat, insanoğlu ile ilgili olayların yer ve suyun yaratılışı ile birlikte başlaması, elbetteki üzerinde durulacak önemli bir noktadır.

Kaynak: Bahaeddin ÖGEL





çσк şєу вιℓмєηє gєяєк уσк нα∂∂ιηι вιℓ уєтєя.!

Teşekküre vakit ayır,AnlaMLI Mesaj Yazalım
Teşekkür yaşam pastasının kremasıdır.
ReKLaMLaRı UnuTMaYaLıM
BraVeHeaRT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş =)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 05-23-2008, 22:16   #2 (permalink)
Üye Yazar

 
gulli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Teşekkürler Eline Emeğine Sağlık



Ya Bir Yol Aç Ya Bir Yol Bul Yada Yoldan Çekil
ÖZGÜR PLATFOMLARA HOŞGELDİNİZ,,

657liyiz.BİZ--Haydi Sende Yaz...

gulli isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
(View-All Daha önceden bu konuyu okuyan üyelerimiz : 0
There are no names to display.
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
gta türk hileleri BraVeHeaRT Full Oyun Arşivi 0 05-06-2008 23:57

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:46 .
  Kayıt Ol
Forum Kuralları
Albüm
Sitemap
Yardım


657 Uploads
Üye Listesi
Bookmarks
Yeni Mesajlar
Mod Başvuruları

Anasayfa
Neden?657
Reklam
İletişim
RSS FeedAlexa Rank
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.0.1 ©2007, Crawlability, Inc.
Style Designed By Lord Montrey
...::: Forum657™ Eğitim ,Eğitim Çalışanları ve Öğrencilere yönelik oluşturulmuş portaldır..Genel Olarak,Mesleki ve Psikolojik Danışma, Rehberlik, Ders,Sınav,Meb,Sendika,Program,Görsel Eğitim Seti.gibi...Hertürlü paylaşımın Yapıldıgı, Mesleki soru ve sorunların paylaşılacağı,Bir Tartışma Platformudur.Biz Eğitimin ve Eğitim Çalışanının İyi,Güzel,Sağlam Yarınları ve Kaliteyi Hakettiğine İnanıyoruz..:::...
Powered by  MyPagerank.Net I Link Arşivi I DersOyun I 657liyiz.BİZ I Serbest Kürsü I AND-SEN I Tec-Sen I Personel Platformu I Girls 657 I PİLATES I Program İndir I Key/Serials I İşletim Sistemleri I VİSTA 32/64bit I ADOBE I AutoCAD I Maya,3D,3Dsmax I Google/SEO I EĞİTİM657 I OKS,SBS,LGS I ÖSS,LİSE,AÖL I AÖF I İngilizce I GörselKaynak I e-Books I Hobi657 I PhysX indir I Sxe v5.0 I ATI Catalyst™ I DirectX 9.0c/10 I Yurtlar/Kampüsler I Cafe 657 I 657 Upload Teams
1 2 3 5 6 7 8 10 11 12 13 14 16 25 26 27 29 32 33 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 52 53 55 56 58 60 62 63 64 65 69 70 78 79 80 81 82 83 85 86 87 88 89 90 92 95 96 97 103 107 108 109 110 111 112 113 115 116 117 118 119 120 123 124 125 126 127 128 129 130 131 133 134 136 137 138 139 140 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 154 155 156 158 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 175 176 177 179 180 181 182 184 185 186 187 201 203 204 205 206 207 208 209 210 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265